Geçtiğimiz günlerden bir haber: Kongo Cumhuriyetinde (sanıyorum “Demokratik” olanında) toplu tecavüz vakaları yılda on beş bin sınırına ulaşmış. Bunlar öyle bildiğiniz türden tecavüzler de değil üstelik (artık “bildiğimiz türden tecavüz” ne demekse!). Kongo’da olup bitenlerin birinci elden tanığı Dr. Mukwege’ye soracak olursanız: “Bazen bir kadına beş-altı kişi birden tecavüz ediyor, ama bu yetmiyor. Sonra vajinasına bir silah sokup ateş ediyorlar… Burundililer kadınlara olduğu kadar erkeklere de tecavüz ediyor. Mai Mai’ler (yerel güvenlik güçleri) ağaç dalları ve süngü kullanıyorlar ve tecavüzden sonra kurbanlarının uzuvlarını kesiyorlar.”
Tecavüzü cinsel bir fiil zannederiz ama yukarıdaki betimlemelere bakılırsa işin içine cinsellik pek girmemiş Kongo’da. Sınırsız, kime yönelik olduğu bile belirsiz bir öfke var sadece. Penisle duhul yetmiyor, dallar, süngüler ve en nihayet ateşlenen silahlar kullanılıyor. Size bir yerlerden tanıdık geliyor mu, dozu farklı da olsa? Artık pek görünmüyor ama birkaç onyıl öncesine kadar kahraman Türk polisi de kendi penisinin yerine copundan medet ummaz mıydı? Yani demem o ki sakın ola Afrika’nın geri kalmışlığından, Kongo’nun vahşiliğinden dem vurarak işin içinden sıyrılmaya kalkmayalım, hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. Irak’taki Amerikan paralı askerlerinin vahşetini, Bosna ve Kosova’daki toplu tecavüz ayinlerini hatırlayalım ve kendimize bir kez daha Batman ilindeki kadın intiharı vakalarının neden bu kadar fazla olduğunu soralım.
Ama Kongo özelinde işin bir de aydınlık yanı var. Kongo’da sayıları hızla azalmakta olmasına rağmen, insanlardan daha uzun bir süredir orada yaşayan (dolayısıyla “yerli” sayılmaları gereken) başka bir nüfus daha var: Bonobolar, ya da Cüce Şempanzeler. Bu ikinci ad sizi yanıltmasın, çünkü Bonobolar Şempanze değil, onlara bizim olduğumuz kadar akrabalar yalnızca. Sayıları azalıyor, çünkü kendi kadınlarına tecavüzde hiç tereddüt etmeyen Kongo erkekleri, Bonoboları da avlayıp yiyorlar.
Bonoboların en temel özelliği son derece barışçı hayvanlar olmaları. Hayvan diyorsam alışkanlıktan, yoksa Avrupa’da Bonobo’ların insan haklarından yararlandırılması gerektiğini savunan hatırı sayılı bir eylemci grubu var. Genetik olarak neredeyse %98 insan Bonobolar. Cinsel davranışları açısından ise hepimize ders verebilecek özelliklere sahipler: Tüm hayvanlar arasında yüz yüze (insan gibi) cinsel ilişkiye girebilen tek tür. Öpüşüyorlar, hem de Fransız usulü. Karşılıklı rızaya dayalı eşcinsel ilişkiye giren erkek Bonobolar var (“karşılıklı rıza” hayvanlar âleminde tek); ayrıca dişi eşcinselliği de oldukça yaygın (bu da hayvanlar âleminde tek). Cinsel ilişki tamamen rıza temelinde ve serbest. Ne tekeşlilik, ne de erkek-egemen bir çokeşlilik var. Şiddetin yerini cinsel ilişki almış; kuzenleri şempanzelerin, gorillerin, orangutanların (ve maalesef insanların) aksine, anlaşmazlıklarını dövüşerek değil sevişerek çözüyorlar. Ve en önemlisi, tecavüz yok: Bir erkek eğer bir dişiyi cinsel ilişkiye zorlamaya kalkacak olursa, topluluğun tüm dişileri o erkeği döve döve dışarı atıyorlar.
Sonuç olarak şunu söyleyeyim: Radikal’in “yazarlar sokağa” politikasını düşününce, bu yazıyı yazmaya biraz çekinmiştim, ya beni Kongo’ya araştırma yapmaya yollamaya kalkarlarsa diye. Tekrar düşününce fikrimi değiştirdim; bu o kadar da kötü bir şey olmayabilir. Yeter ki Kinşasa’ya değil, bir Bonobo rezervasyonuna yollasınlar.