Blog Yazıları

Magic, Science-Fiction<br>and the Radically Different

Magic, Science-Fiction
and the Radically Different

15.07.2025

This essay is going to be published in my book Fantazi, Bilim-Kurgu ve başka meseleler (Fantasy, Science-Fiction and other matters), probably in early 2026. As is apparent from the title, the book will be in Turkish. I cannot include the Turkish version here, because I am still working on it.

Dışkı, “Başarı” ve Entelektüel Kibir

Dışkı, “Başarı” ve Entelektüel Kibir

23.02.2023

Jeolog Celal Şengör’ün 12 Eylül darbesini ve o darbeyi gerçekleştiren “komutanlarını” övmeye çalışırken, darbe günlerinde cezaevlerine insanlara dışkı yedirildiğinin hatırlatılması üzerine “İnsana dışkı yedirmek işkence değildir,” beyanında bulunması, uzayıp giden bir tartışmaya yol açtı. Ali Nesin’in Şengör’ü savunmasa da, onu eleştiren ve hatta üyesi olduğu Amerikan Bilimler Akademisi’nden atılması için imza toplayan (görece genç) akademisyenlere çatarak, “Haddiniz değil,” “Şengör bizim değerimizdir” ve “Oturun ve ‘o kim, ben kim, o hayatta ne yaptı, ben ne yaptım’ diye bir düşünün,” ifadelerini kullanması da tartışmayı yeni bir platforma taşıdı. Aslında uzatılacak bir yanı olmayan bir tartışmayı neden uzatmayı seçtiğimi birkaç cümleyle açıklayarak başlayayım.

İmparatorlukların Dönüşü

İmparatorlukların Dönüşü

26.10.2022

Bugün, yakın tarihin, yani kapitalizmin ve onun çok sayıdaki uzantılarının tarihinin herhangi bir döneminde olduğundan daha çok, bir Y kavşağında olduğumuzu söyleyebiliriz. Ne yazık ki, buradaki kelime oyunu hem kasıtlı hem de kasıtsız: Bu ‘Y’nin, erkekleri ‘erkek’ yapan o zavallı, tek, basit ve cılız kromozomla tamamen örtüşmesi tamamen tesadüf değil. Bu hale düştük, çünkü (üyesi olmaktan gurur duymadığım) iktidara aç, yetersiz, zaten hadım edilmiş ve kendi kendilerini bizi yönetmekle görevlendirmiş o erkek sürüsü bizi buraya getirdi.

Üç Anne Sorunu

Üç Anne Sorunu

11.05.2022

Bu yazının uzun bir macerası var: 2016 yılında daha kısa bir versiyonu Türkçe olarak yazılmış ve ‘Annelik’ adıyla Suret dergisinin 6. Sayısında yayımlanmıştı. Yazıyı daha sonra genişleterek İngilizceye çevirdim ve 2019’da ‘The Three-Mother Problem’ adıyla Journal of Psychosocial Studies; Vol 12/No 3’te yayımlandı. 2020-2021 yıllarında Covid-19 ‘kapatmasıyla’ evden pek çıkamaz bir hale geldiğimde ise ‘Boş duranı kimse sevmez!’ düsturuna uygun olarak, ‘Aile’ konusundaki bazı denemelerimi, yeni bir dizi yazı daha ekleyerek Beyond Family: A Case for Another Regime of Reproduction, Sexuality and Kinship adlı bir kitapta topladım, ki o da 2022 sonunda Sublation Media tarafından basılacak. ‘Üç Anne Sorunu’ denemesi bu yeni haliyle Türkçede hiç yayınlanmamıştı. Anneler Günü dolayısıyla birdenbire otuz dokuz yıl önce kaybettiğim anneme bir hediye vermek geldi aklıma. Oturup dört günde denemeyi çevirdim. Bütün Grusha Vashnadze’lerin Anneler Günü kutlu olsun bu vesileyle.

Water and Other Elements

Water and Other Elements

11.11.2021

Very happy to announce that a new (who am I kidding! my first) album is forthcoming before 2021 is over. It is from Rumi Sounds, a recently established label in Berlin. It is imagined, founded and run by Erbatur Çavuşoğlu, to whom a host of thanks is due.

Şimdi Erkeklik Zamanı Değil

Şimdi Erkeklik Zamanı Değil

29.07.2020

Son günlerde hızla tırmanan kadına karşı şiddet olayları ve cinayetler yeniden gündemimiz oldu. Bunun şimdilik en önemli (olumlu) etkisi ise İstanbul Sözleşmesi’ni savunma konusunda epeyce geniş bir toplumsal mutabakatın sağlanması, ‘Çıkalım!’cıların irice de olsa bir azınlıktan ibaret kaldığının iyice belli olması. Bu tabii ki meselenin sadece o sözleşmeyi savunarak çözüleceğini göstermiyor. Birincisi, sözleşme yürürlükte de olsa onu uygulatmak gibi bir sorun var, ki bu özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı (en azından bu haliyle) ortadan kalkmadan, ve kolluk ve yargı kurumlarının neredeyse tümüne egemen olan kadın, LGBTİ+ ve özgürlük düşmanı ittifak yenilmeden tam olarak mümkün değil.

Lümpen: Madunun Küstah Hali

04.03.2020

Zaman zaman içine belirli bir olumlama dozu da katarak ‘aç sınıfın laneti’ dediğimiz şey, yani madun kesimlerin öfkeli, yıkıcı davranışları, devrimci, dönüştürücü olmaktan ziyade intikamcıdır. Kuşkusuz bu noktada sözünü ettiğimiz kesim daha belirli ve sınırlı bir madun tabakası, geniş anlamda ‘halk’ diyebileceğimiz çoğunluğun içinden ve ona sığınarak konuşan, ama sesi çok çıkan ve kolayca görünür olan kesim; henüz proleter olamamış / asla proleter olmayacak, ancak gene de yoksul, eğitimsiz, iktidarsız olan kesim, yani kısacası, 19. yüzyılda lümpenproletarya olarak tanımlanan sınıf.

Neoliberalism Goes to College

Neoliberalism Goes to College

02.03.2020

‘The Trivialisation of Truth’ started a long time before the so-called era of Post-Truth, with (1) the ‘Neoliberal Takeover of Higher Education’ and (2) the (potentially) universal access to information without knowledge through the internet and in social media.

On Radical Ambiguity (2020)

20.01.2020

In 1933, Hercule Poirot, the fictional sleuth of Agatha Christie who solves every puzzle using his ‘little grey cells’, demonstrates the futility of ‘positive knowledge’, how it goads its (supposed) possessor into ignoring the details, and since facts not yet framed in a semantic context always assume the character of details, into ignoring the facts, hence bending, distorting, recreating and misrepresenting them in order to conform to a pre-existing, a priori ‘knowledge’.

Questions from a Worker Who Reads<br>(and Watches Game of Thrones)

Questions from a Worker Who Reads
(and Watches Game of Thrones)

30.05.2019

As it came to pass, the much celebrated/criticised but in any case eagerly awaited ‘grand finale’ of The Game of Thrones TV series has been read as an ‘in-depth’ and extensive commentary on contemporary politics, complete with observations on populism, comparative government, democracy, feminism, multiculturalism and many more issues of our everyday lives, which accounts for the substantial popularity of the show.

Status quo pro ante

12.11.2018

Muhtemelen 10 Kasım dolayısıyla yazılmış iki yazı okudum dün ve bugün (10-11 Kasım 2018). Birbirlerine pek de yakın olmayan iki yazardan ve yayından: Biri Taner Akçam’ın Birikim’deki ‘Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet’i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet’i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme’yazısı; diğeri ise Fatih Yaşlı’nın Birgün’deki ‘Atatürk’le Aldatmak’ yazısı.

Gemi Yok!

Gemi Yok!

13.08.2018

Ekonominin durdurulamaz çöküşüne, Trump’ın ‘posta koymasına’, TL’nin havada oklanmış bir kuş gibi helezonlar çizerek düşüşüne karşı, sosyal medyada yeni moda tartışma: Hepimiz aynı gemide miyiz?

%11’in Sırrı

26.06.2018

24 Haziran seçimlerinin tek sürprizi var: MHP’nin %11 oy alması. Ancak sürece 2017 başından itibaren baktığınızda, geri kalan her şey sürpriz sayılsa da bir tek bu sonucun aslında sürpriz filan olmadığını, aksine beklenmesi gerektiğini görebilirsiniz. Şahsen ben göremedim.

İskender

İskender

21.06.2018

Gitgide açılan bir helezonda döne döne / Duyamaz olmuş doğancıyı doğan; / Dağılıyor her şey, kaçıyor merkezin elinden; / Anarşi salınmış dünyanın yüzüne, / Yükseliyor kanla kararmış sular / Boğuluyor masumların ayini her yerde; / En iyilerin imanı tükenmiş gitmiş, / En kötülerse dopdolu şehvetli bir hevesle. (W.B. Yeats, The Second Coming)

Yes Country for Old Men

Yes Country for Old Men

11.06.2017

 Frankly, I had been sick and tired of friends of my generation (in their early and mid-sixties now), repeating over and over again that we should “retire” from left-wing/revolutionary politics and make room for the younger generation. There was even one who suggested collective (literal) suicide. It is true that with our old habits and convictions, our experiences that we have interpreted and digested one way (but not in other possible ways), with our grudges and petty comforts, we usually acted as plugs, corks or stoppers, in short, pains in the ass.

Two for the Price of One

Two for the Price of One

05.05.2017

Yes, there is a very significant current of populist nationalism (or nationalist populism—your choice) in the world, not only in the “East” where the despotic state has historic roots (see Modi, Putin, Erdoğan, not to mention Kim Jong-Un), but also in the “West”, which is (supposedly) relatively grown free of these roots (see Trump, Johnson/Farage, Wilders, Le Pen). Yes, those so-called “leaders” think, act, and sometimes look alike. It is, however, too easy (and often misleading) to think of them as “racist guys with weird hair”:

Why not both?

Why not both?

06.02.2017

The Guardian published an article about the recent (mis)adventures of Donald Trump by John Daniel Davidson (February 5, 2017), supposedly offering an alternative approach, but only ending up in the…….

Leonard Cohen, RIP

Leonard Cohen, RIP

11.11.2016

Let this be my homage to the Master.  Bu da benim Usta’ya bağlılık yeminim olsun.

Sanat ve Toplumsal İşbölümü

Sanat ve Toplumsal İşbölümü

16.10.2016

Arada bir “Ben demiştim!” demenin suçlu keyfini yaşayabiliyor insan. Kuşkusuz aşağıdaki (2000 tarihli) yazı parçasını okuyunca “Ben Dylan’ın Nobel alacağını önceden bilmiştim!” demediğimi göreceksiniz. Şarkı yazarı, çağımızın “Gezgin Ozanı”dır. Edebiyat…….

Darbe ve Direniş

Darbe ve Direniş

16.07.2016

Darbeye karşı sokakta nasıl direnilir: Milletvekili Victor Baudin 1851’de Louis Napoleon darbesine karşı sokakta.

Radikal İkirciklilik Üzerine (2007)

13.07.2016

Hercule Poirot 1933 yılında “pozitif bilgi”nin faydasızlığını, ona sahip olan (ya da sahip olduğu varsayılan) kişiyi ayrıntıları ve –semantik bağlamda henüz şekillendirilmemiş olgular her zaman ayrıntı özelliği taşıdıklarından— olguları görmezden gelmeye ve dolayısıyla onları daha önceden varolan, a priori bir “bilgi”ye uydurmak için çarpıtmaya, saptırmaya, yeniden yaratmaya ve yanlış anlatmaya ittiğini gözler önüne seriyor.

On Radical Ambiguity (2007)

13.07.2016

In 1933, Hercule Poirot demonstrates the futility of “positive knowledge”, how it goads its (supposed) possessor into ignoring the details, and since facts not yet framed in a semantic context always assume the character of details, into ignoring the facts, hence bending, distorting, recreating and misrepresenting them in order to conform to a pre-existing, a priori “knowledge”.